BİR YILIMIN DEĞERLENDİRMESİ

BİR YILIMIN DEĞERLENDİRMESİ (2015)

20150728_134015

Geriye dönüp bakınca günler aylar yıllar geçiyor ve yazmak için şimdi başına geçince sadece iz bırakan olaylar aklınızda kalıyor. Bu sene benim için ciddi manada zor bir yıldı. Bu senenin başında blog dünyasına adım atmış oldum. Gezginanne007 olarak. 2015 başında aileminzin son büyüğü  olan dedemi kaybettik. Bu beni çok  üzdü.  Daha dedemin üzüntüsünü  atlatamadan başka  bir ölüm  yaşadım. Hem de 6 aylık Buğra’yı kaybettik.1 Nisan günü canım dostum Dilek’in oğlu Buğra’nın vefatı ile hayat felsefem yavaş yavaş değişmeye başladı. O gün bir yazı yazmıştım bu konu ile ilgili onu burdan okuyabilirsiniz. Bu konu hakkında uzun bir yazı yazmıştım.

11062084_10153378068634796_2234206791160732607_n

1 Mayıs tarihinde 3 günlük tatili Kapadokya ile değerlendirelim dedik. Eşim hiç gitmediği için o görsün diye ben ikinciye gittim. Kapadokya Coğrafyacılar için mükemmel bir yer. Ama turdakiler beni sinir etti doğrusu. Bunu da ilk defa yazıyorum. Bir meslek grubu ile beraber gittik. Mesleği yazmayayım ayıp olur. Eğer tura katılıyorsan her şeyden şikayet etmeyi bırakacaksın. Yok o wc’ye girmem orası kalabalık filan diye habire şikayet etmeyeceksin. Tur da aile dostumuzundu. Gayet güzel geçti ama gerilimleri insanı da germedi değil hani. Tam tarif edemiyorum neler yaşadığımı ama anlatılmaz yaşanır cinsten. Dedim ki………lerle tura bir daha gitmem dedim ama büyük konuşunca illa başına geliyor. Eşim Kapadokya’ya hayran kaldı. Ülkemizde ne güzellikler varmış da haberimiz yokmuş dedi. Kızlarımda bu yaşta görmüş oldu.

IMG_0207

6 yaşındaki kızım bire başlayınca sınıf öğretmenine söylemiş ilk hafta ben Kapadokya’ya gittim diye ama inanmamış. Sonraki günlerde ben Paris’e gittim Atatürk’ün evine gittim diye söyleyince hepten inanmamış. Sonra ben açıklama yapınca gittik gerçekten deyince şaşırdı. Daha ben gitmedim bu yaşta gitmişler dedi. Kapadokya yazımı tam tamamlayamasam da fikir açısından burdan okuyabilirsiniz.

IMG_0310

 

Haziranın başında beni çok sevindiren olaylar oldu. İlki Ayfer Hanım benim ricamı kırmayarak Bursa’ya geldi. Kendisi  AYFERONUR SEYAHATNAMESİ Sitesinin sahibi. Kendisiyle tanışma hikayem şöyle. Ben kendisine  ABD ile ilgili sorular soruyordum ve böylece muhabbetimiz başladı. Okyanus ötesinde olsa da bana pozitif enerjisi geliyordu. Kendisi İstanbula’a geldiği zaman  Bursa’ya da geldi ve çok güzel iki gün geçirdik.  Benim ve onun arkadaşları çok garipsedi. Hiç tanımadığın birinin evine niye gidiyorsun? bana da nasıl cesaret ediyorsun? gibi sorulara maruz kaldık. Ama kendisini tanımaktan çok mutlu oldum. Sabahlara kadar sohbet ettik. Ortak nokta çok olunca yıllar boyunca arkadaş olduklarımdan daha çok sohbet edecek konu vardı. Size de tavsiye ederim yeni insanlar tanımak farklı deneyimleri dinlemek çok güzel bir duygu.  Gezdiğimiz yerlerin hepsini yazamadım daha ama bir kaç kare ekledim.

IMG_1044

 

IMG_1264 - Kopya

Haziran ayında blogumu siteye çevirmeye karar verdim. Öğrencim Yiğit Kötüz ile oturduk ve bu sitenin temellerini atmış olduk. Beni site kurmaya çalışmanın 10. dakikası eken ve beni çok üzen öğrencilerime de teessüflerimi iletiyorum. Onlar kendilerini çok iyi bilirler.

Bu seneki ikinci üzücü olayım ise çok sevdiğim arkadaşım Hülya Dobur’u kaybettim. 4 temmuz deyince artık kara bir gün benim için. Kendisi öğretmen arkadaşımın kardeşi idi. Tabiki ben deniz ülkeler hakkında meraklı olduğum için kendisi ile facebooktan yazışmaya başladık. Ben soruyorum o cevaplıyor hiç sıkılmıyordu.

12715757_10208796792899711_4566720162393338793_n12742650_10208796795739782_7366817973846573238_n

Ablasının yanına geldiği zaman ayak üstü görüşüyorduk. Geçen sene 15 tatilde benim evime de geldi. O gün o kadar sevinçliydim ki. Hoş sohbet muhabbet saatler geçti gitti. Ablasına da söyledim daha sonra. Seni seviyorum ama Hülya benim için bir başka. İki gün ben o geldi diye çocuklar gibi sevinçliydim.. Ben ki fotoğraf hastası onunla kendi makinamdan fotoğraf çekinmedim. O kendi telefonundan çekti. Ben de nasıl olsa bana yollar diye çekmedim. İlk acı haberi duyunca resim çektim mi acaba diye hemen fotoğraflara baktım ama maalesef yoktu. Onun telefonunda kaldı.

11665392_1003098579720513_7870186251930849402_n

Evine hep davet ederdi. Ben de bak biz çocuklu insanız sen bizi nasıl ağırlayacaksın diye takılıyordum. Yeter ki siz gelin diyordu. O yaşıyorken gitmek nasip olmadı ama ölünce eşyalarını dağıtmak için gittim. Ablasına uzun süre ulaşamadım o beni yarın İstanbul’a gidiyoruz diye aradı. Ben de yerimde duramadım . Ramazan ayındaydık. Sahurdan sonra sabah saatlerinde küçük kızımı da alarak İstanbul’un yolunu tuttum. Çok acı vericiydi. Evine bu şekilde gitmek istemezdim ama inanamadığım için gözlerimle görmek istedim. Kabin amiri olduğu için her ülkeden bir eşya, etiketi üstünde o kadar kıyafet hepsi dağıtıldı. Ağlaya ağlaya onları paketlemek cidden çok zordu. Yazarken tekrar yaşıyorum.  Yandaki resimde ölümünden iki gün önce San Francisco’da çekildi ve altına aradığınız kişiye ulaşılamıyor yazmış. Bunları okudukça iyice kötü olduk.

Akşam saatleri oldu ve ben gece yolculuğu yapmaya korktuğum için İstanbul’a gelin giden bir öğretmen arkadaşımı aradım. Hem de iftara 1 saat kala. Ona giderken Hülya’nın kazasının yaşandığı yeri de gördüm maalesef.

11698389_10207265712223651_4288872756824502432_n

Allah bin kere razı olsun ondan beni geri çevirmedi ve evinde ağırladı. Bu devirde 1 saat önceden arayıp da yatılı misafir kabul eden arkadaş zor bulunur. Sabah kalkıp İdo ile Mudanya’ya gittim. Eşim beni karşıladı. Benim ruh halim o kadar farklılaştı ki. Onun evinde gördüğüm bir eşyayı görüyorum ve başlıyorum ağlamaya. Eşya işte alcan da ne olacak diyorum “Aldığın değil verdiğin senle gidiyor diye”. Ben daha önce bir çok ölüm yaşadım ev arkadaşımı aile büyüklerimi kaybettim ama genç ölümü ve beklenmedik ölüm çok farklı oluyormuş.

Uzun bir süre kendime gelemedim . Hala hep aklımdadır. O kadar iyi biriydi ki. Ben İngilizce öğrenmek istiyorum diyordum benle konuş diyordu. Senin vaktin yok diyordum. Ama o bunu düşünmeden bu teklifi yapıyordu. Hong Konk’tan resimler atıyordu. Teleferik fiyatlarını bile bana yazıyordu. Allah rahmet eylesin. Sizlerde dua ederseniz çok sevinirim. Beren Saat’i görünce ağlayacağım hiç aklıma gelmezdi.

10393163_806706636026376_8439092477501358965_n

Bu ölüm benim için farklı bir milat oldu. Artık bana karşı saygısız kırıcı hareket edenlere karşı sabrım hiç kalmadı. Beni üzecek insanlarla artık görüşmüyorum. Sakin olan ben artık bazı olaylar karşısında tahammül sınırım kalmadı. Çünkü hayat gerçekten kısa. Ben hala uçağa binmedim. Ona da hep sorardım hiç korkmuyor musun diye? Ama ölüm onu kaldırımda yürürken yakaladı. Orayı gördüğüm için daha da inanamıyorum. Çünkü orası işlek bir cadde değil. O kadar tenha bir yol ki. Ecelin nerde sizi yakalayacağı belli olmuyor. Onun için de bu dünya kadar öteki dünyayı da düşünmem gerektiği balyoz gibi beynime vuruldu. Ben ki alışveriş canavarı onun evine gittikten sonra biraz duruldum. sadece ihtiyaçlarımı almaya çalışıyorum. Önceden her gün başka ayakkabı başka çanta başka kıyafet olmasına dikkat ederken şimdi bunların ikinci planda kaldığını görüyorum.

2015 sonuna doğru  sağlık  problemleriyle uğraşmaya  başladık.  Kayınpederim kalp krizi gecirdi ve bir hastane sürecimiz başlamış  oldu. 2016 Nisan’a kadar sürecek  bir süreç.  Allah kimsenin başına  vermesin. Ameliyat  ve hastane süreci  manevi olarak bizi yıprattı. Sağlığımızın kıymetini  bilmemiz gerekiyor.

Ben ciddi manada alışveriş canavarıyım. Aynı bluzun 4 rengi aynı ayakkabının 3 rengini alırdım. O yüzden bir arkadaşım bana senin ev Amerikan evlerine dönmüş ne kadar çok eşyan var demişti. Artık görüyorum ki çok saçma hareket etmişim ne gerek varmış diyorum. Yeni nesile bunu iyi aşılamamız lazım. Dış görünüş ile telefon markası ile üstünlük sağlanmaz. İnsanlığınhttp://gezgincografyaci.com/hakkimdala bir yerlere gelebilirsin.

 

Gelelim benim son yıllarda en takıldığım düşünce tarzına. Ben gezmeyi çok seviyorum bu sitemden anlaşılıyor sonuçta. Bunu da kızlarımla ailemle yapıyorum. Ama en yakın arkadaşımdan tutun en dıştakilere kadar bir yere gideceğim desem çocuklarla mı lafı arkasından geliyor. EVET ÇOCUKLARLA. Ben halimden memnunum da başkalarına ne oluyor ben onu anlamıyorum. Beni germiyor onları neden geriyor ben onu anlamış değilim. Kızlarımla zaten yazları Antalya’dayız. Büyümeye başladıkları zaman turlara katılmaya başladık. 4 yaşında Ege-Akdeniz turu, 5 yaşında Karadeniz turu 6 yaşında Avrupa turuna katıldı. Bana kimse diyemez ki senin çocuğun yüzünden biz bekledik geç kaldık. aksine ben tez canlıyımdır ben bir an önce gidelim de çok yer görelim diye ilk ben giderim otobüse. Ama bana laf sokmaktan da geri kalmazlar dı.

İçimi dökeceğim dışımda kalsın. Ben 21 yaşında ilk Karadeniz turumu yaptım. 3 arkadaş güzelce turla gezdik. Ben deneyimliyim sonuçta. Ben kapalı ayakkabı giyemiyorum bunalıyorum. Bütün turlara da deri sağlam bir sandaletle katılırım . Sümela Manastırı’nda kızımın ayağında da sandalet vardı. Arkamdan konuşuyorlar. Annesi ne giymiş ki kızı ne giysin diye. SANA NE BENİM NE GİYDİĞİMDEN. Bu insanların kalbi kötü. Ben de duyuyorum bunları. Kapadokya’da kapalı ayakkabı giydim size fotoğrafını eklesem ne halde olduğunu görürdünüz.IMG_3718

 

Ben Paris’te soğukta bile sandaletle gezdim ama hiç su toplamadı. Bilmem ben anlatabiliyor muyum kendimi? İnsanlar çocukla gezen kişilere hemen bir kulp bulmaya pek meraklıdırlar. Avrupa turunda bu konuda şanslı idik. Toplam 8 çocuk vardı ve 4 tanesi 5-6 yaşlarında idi. Hiç de sorun çıkmadı. Benimki bebek arabası ile gezdi ama ötekiler yürüyerek gezdi. Onlar daha da zorunu başardılar. Paris’te 30 km yürümüşüz.

Bir de içimde uhde olan bir konuya değinmek istiyorum. Artan gelir seviyesi ile beraber insanlık oranının aksine azalması ile ilgili olarak yazmazsam olmaz. Bunlar benim düşüncelerim. Katılırsınız katılmazsınız. Çocuğu özel okula giden arkadaşıma çocuğunun sınıf arkadaşlarının anneleri bebek görmeye geleceklermiş. O da beni çağırdı. Hiç tanımadığı insanların yanında benim biraz konuşmam konusunda yardım istedi. Tabiii 5 dakika muhabbet ettim 6 .dakika tanımadığım için konuşacak konu kalmadı. Ben başladım onları dilemeye. Öğretmenler günü geliyordu ve herkes başladı hediye yarıştırmaya. Ben uzaylı modunda izliyorum. Hem ev hediyesi hem öğretmeler günü hem evlenmiş düğün hediyesi. Anlayacağınız öğretmen dört köşe olmuş. Birde doğum günü yarışı var. Restaurantlarda, Izgara salonlarında abartısız otel salonunda doğum günü kutlamaları yapıyorlar. Kimbilir kaç bin lira gidiyor. Bu özel okul eğitim meselesinin yanında statü için bir yarışın göstergesi haline gelmiş durumda. Çok yakın arkadaşımın eşi özel okulda öğretmen ve Bursa’nın en pahalı okullarından birinde. Çocuğunu bedava okutabiliyordu ama çocuğuna öteki imkanları karşılayamamaya başlayonca bildiğin devlet okuluna verdi. Çocuk bizim villamız olmayacak mı anne demeye başlayınca hemen almışlar. Düşünün 30 bin lira olan okula bedava gidebiliyorken. Demek özel okula göndermekle olmuyor. Çocuklar veli nimetimiz ama babasının maaşını söyleyerek ön plana çıkmaya çalışıyorsa bir şeyler ters gidiyor demektir. Yıl başı hediyesi alıp bak şurdan 85 liraya aldım ona göre diye not düşüyorsa bu sorunların başlangıcıdır. ( Bu yazdıklarım atmasyon değil birebir kendi arkadaşımın kızına gelen olaylardır)

Sizin bir yılınız nasıl geçti?  Sizin içi milat sayılabilecek olaylar yaşadınız mı? Yorumlarınızı bekliyorum

HAKKIMDA bilmek istedikleriniz için  buradan  okuyabilirsiniz.

 

2 Responses to BİR YILIMIN DEĞERLENDİRMESİ

  1. Mine diyor ki:

    Iyi akşamlar.Bursa’da yaşadığınızı okuyunca gezmeyi hemde çocuğumuzla gezmeyi seven biri olarak size yazmak istedim.Yaşadıklarınız çok tanıdık geldi.☺☺sevgiler

    • betuladak diyor ki:

      Aslında aynı düşünceyi paylaşan çok kişi var ama birbirlerini tanımıyorlar. Düşünceler paylaştıkça anlam kazanır. Inşallah bir gün buluşup sohbet ederiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir