İŞİNİZE YARAYABİLECEK İNTERNET ADRESLERİ

İŞİNİZE YARAYACAK İNTERNET ADRESLERİ

‘38 beden gelinliğimi ödünç verebilirim’ diye ilan veren de var, ‘İki günlüğüne kamp çadırı arıyorum’ diye duyuran da. Aynı güzergâha aynı saatte gidenlerin yol masrafını paylaşması için birbirini tanıması gerekmiyor. Çünkü paylaşım ekonomisi diye birşey var ve burada paranın sözü edilmiyor 

 

Bazı kavramları yeni yeni duymaya başlamamız o kavramın hayatımızda hiç olmadığı anlamına gelmiyor. ‘Paylaşım ekonomisi’ de öyle bir şey. Bu kavramla ilk defa karşılaşmış olabiliriz.
Ancak çocukluğumuzda elimizde bir tabak sarmayla üst komşuya çıkıp falanca teyzeye ‘annem gönderdi’ diyerek tabağı uzatmamız ve o tabağın mutlaka dolu dönmesi, paylaşım ekonomisinin bir örneği değildir de nedir? Ya da yine kapınıza bir çocuğun boş bardakla gelip ‘annem, varsa bir bardak şeker istiyor’ demesi. Bu güzelliklerin unutulmaya başladığı zamanlar, bir şeylere sahip olma arzumuzun tavan yaptığı dönemler aynı zamanda. Gardırobunuzda atmaya kıyamadığınız ama iki yıldır bir kere bile giymediğinizi fark ettiğiniz kıyafetler, sizin için çok özel bir anlamı olmadığı halde ‘benim olmalı’ diyerek tuttuğunuz onlarca kitap ve araçlarının içinde tek giden sürücülerin oluşturduğu trafik sizi rahatsız etmeye başladıysa ‘paylaşım ekonomisi’ kavramına bir göz atmalısınız. Paylaşım ekonomisi, ekonominin sadece parayla ilgili olmadığını ve ihtiyaçların paylaşım yoluyla da giderilebileceğini öngören ve dünyada hızla yayılan bir kavram. Türkiye’de de son yıllarda bu konuda ciddi bir hareketlilik söz konusu. Üstelik paylaşılan şeyler gıdadan ulaşıma, kıyafetten kitaba hatta zamana kadar çeşitlilik gösteriyor.
Paylaşmak, yemekle başlar
Adına ‘paylaşım ekonomisi’ demeksizin, maddi karşılık beklemeden kendimize ait olanı en çok verdiğimiz şey gıda. Açtığınız bisküvi paketini o sırada yanınızda bulunanlara ikram etmek mesela. Bu çok doğal olan fiili, bilinçli bir harekete dönüştürenler de var. Ekmek onlardan biri. Askıda Ekmek, aslında Osmanlı’dan kalma bir gelenek. Diyelim üç ekmek almak için fırına giriyorsunuz. Dört ekmek parası ödediğinizde fazladan bir ekmek askıya gidiyor ve ihtiyacı olanlar fırıncıya, ‘Askıda ekmek var mı?’ diye soruyor. Eğer askıya bırakılmış bir ekmek varsa, fırıncı ona ekmeği veriyor. Bu uygulamanın son yıllarda birçok şehirde yeniden başladığı biliniyor. Bu hoş geleneği bir sosyal sorumluluk projesine dönüştüren kişiler de var. Askidanevar.com onlardan biri. Oğuzhan Canım’ın hayata geçirdiği hareketin tek amacı üniversite öğrencilerine karşılıksız yemek ve hizmet sağlamak. Proje kapsamında gönüllüler askidanevar.com üyesi restoranlarda yemek siparişi verirken, istedikleri sayıda ürünü de askıya bırakabiliyor. Askıda bırakılan ürünleri sadece üniversite öğrencileri kimliğini ibraz ederek hiçbir ücret ödemeden alabiliyor. Bir başka yemek paylaşım hareketi ise Ankara merkezli Çerçöp Çorbacılar. Grup, hâlâ yenilebilir durumda olduğu halde bir şekilde israf olacak gıdaları çöpe gitmekten kurtaran ve bunlardan yaptıkları çorbaları parklar ve kamuya açık yerlerde ihtiyacı olan kişilerle paylaşıyor.
Biriktirme, paylaş
İtiraf edelim, hemen hepimizin dolabı ‘bir gün giyerim’ diye tutup yıllarca giymediğimiz kıyafetlerle dolu. ‘İki kilo versem giyerim’ diyerek atmaya kıyamadığımız giysiler ve o büfede yıllarca duran ve bir on yıl daha dursa ruhumuzun duymayacağı eşyaların sözünü bile etmiyoruz. Kullanılmayan cep telefonları, 2005 yılından kalma boş ajandalar, bodrum kata yığdığımız ama aslında bir daha kullanmayacağımızı bildiğimiz onlarca eşyaya birileri çok ihtiyaç duyuyor olamaz mı? Olabilme ihtimali o kadar yüksek ki, bu atıl eşyaların ihtiyacı olmayandan ihtiyacı olana aktarılmasını öngören oluşumların sayısı artıyor. İsimlerini verelim, tercihi size bırakalım: alseninolsun.net, freecycle, giysitakasi.blogspot.com.tr, verr.com, esyapaylas.com, esyakütüphanesi.com.
Okuyanlar okumayanlara bağışlasın!
Kitabın bile birer tüketim metası haline geldiği zor günlerden geçiyoruz! Bir arkadaşınızla sohbet ederken bahsi geçen bir kitabı ona ödünç verebileceğinizi söylediğinizde aldığınız tepki ‘sağ ol ama kitap bana ait olmadan okuyamıyorum’ olabiliyor. Bu gidişat sizi de rahatsız ediyorsa ve ‘kitap da pekâlâ paylaşılabilir’ diyorsanız paylaşım zincirleri tam size göre. Kitap Ağacı onlardan biri. Kitap bağışlamak isteyenlerle kitaba ihtiyacı olanları buluşturmak için gönüllüler tarafından 2009 yılında kurulmuş bir platform kitapagaci.org. Sitedeki ‘kitap bul’ sekmesinden Türkiye’nin dört bir yanından bağışçı olmak isteyenlerle doğrudan bağlantıya geçebiliyorsunuz. Bağışçı olmak istiyorsanız da ‘kitap bağışla’ sekmesi bekliyor sizi. Benzer bir mantıkla hareket eden diğer bir platform da bookserf.com. Bookserf’i diğer kitap paylaşım platformlarından ayıran, kitapların yabancı dilde olması. Erbil Sivaslıoğlu ve Kerem Güneş’in hayata geçirdiği platformun yabancı dilde kitapları ilgilendirmesi biraz da bu kitapların fiyatının çok yüksek olması. Bütçesi elvermeyenler için geriye tek bir yol kalıyor, kitabı satın almak değil, ödünç almak ya da takas etmek. Avrupa’da çok yaygın olan ve Türkiye’de de tek tük görmeye başladığımız sokak kütüphaneleri de bu kapsamda değerlendirilebilecek girişimler. Sokak kütüphanelerinin mantığı, aldığın bir kitaba karşılık bir başka kitap bırakmayı öngörüyor.
Zamanını, fikrini, bilgini de paylaş
Paylaşım platformlarında takas edilen, bağışlanan ya da ödünç verilen tek şey kıyafet, gıda ve kitap gibi maddi şeyler olmayabiliyor. Zaman, bilgi, tecrübe gibi paylaşımların yapıldığı çok özgün platformlar da var. Armağan Uçuşturma Çemberi mesela. Bu platformda ihtiyacınız olan eşyalar dışında fikir ve hizmet bilgisi de talep edilebiliyor. Zumbara.com da bir diğeri. Zumbara, ‘Zaman Kumbarası’nın kısaltması ve para yerine zamanın kullanıldığı, yetenek ve tecrübelerin paylaşıldığı bir topluluk. Dünyada 33 ülkede uygulanan Zaman Bankası mantığını kullanan oluşumun kurucusu Ayşe Güzel, sahip olunan en değerli şey olan zamanın başkalarıyla paylaşılmasını vaat ediyor. Bu anlamda yabancı dil takasına dayanan tandem yöntemi de paylaşım ekonomisi kapsamında değerlendirilebilecek bir kavram. Tandem, farklı anadillere sahip iki kişinin bir araya gelerek birbirine kendi dilini öğretmesine dayanıyor. İnsanların evlerini bile paylaşmasını öngören sistemlerin en ünlüsü couchsurfing benzeri oluşumların artmaya başlaması da sevindirici.
Trafik paylaştıkça azalır
‘Arabası boş olanın melankolisi yaman olur’. Bu cümle, Batı ülkelerinde artık neredeyse kültürün bir parçası haline gelen birlikte seyahat etme sisteminin Türkiye’deki ilk uygulayıcılarından olan Ekoyol’un sloganı. Taşıt ve güzergâh paylaşımı platformu, aynı vakitte aynı yöne giden insanların bir araya gelip masrafları paylaşmasına dayanıyor. Böylece masraflar da, trafiğin yol açtığı stres ve çevreye salınan karbon da azalıyor. Birliktegit.com, blablacar.com, yolyola.com, ortakaraba.com, ucuzagidelim.com, mobicar.com.tr sayıları sürekli artan bu tür platformlardan bir kısmı.
Girişimler heyecan verici
Türkiye’de paylaşım ekonomisi, adını son yıllarda duymaya başladığımız bir kavram. Paylasimekonomisi.com da bu kavramın ve paylaşma kültürünü, yayılması için çaba gösteren bir oluşum. Platformdan Serkan Kurtuluş, Türkiye’de şu anda 30 civarında paylaşım ekonomisi alanında çalışan aktif girişim olduğunu ama dünya ülkeleriyle kıyaslandığında henüz hiçbirinin anlamlı kullanıcı sayılarına ulaşamadığını söylüyor. Fakat ona göre ortaya çıkan ürün kalitesi, girişimcilerin heyecanı ve yetenekleri açısından bakıldığında önümüzdeki bir-iki sene içinde çok heyecan verici gelişmeler olacak. Dünyada paylaşım ekonomisinin büyüklüğünün tahminen yıllık 500 milyar doların üzerinde olduğunu söyleyen Kurtuluş, paylaşım ekonomisinin tam olarak kapsamını tanımlamanın zor olmasından dolayı bu rakamın daha yüksek olabileceğini ifade ediyor.
Asgari ücretlinin paltosu zengine gidebiliyor
Paylaşıyoruz Biz, paylaşım ekonomisine katkı sağlamaya çalışan bir oluşum. Facebook üzerinden faaliyetlerini yürüten platformun 10 bin üyesi bulunuyor ve bu sayı sürekli artıyor. Elinde kullanmadığı eşyalara sahip olanlar ile o eşyalara sahip olmak isteyenleri ücretsiz olarak bir araya getiren oluşum, tüm üyelerin eşyalarını burada sunabilmesine veya aradıkları eşya için istekte bulunabilmesine imkân sağlıyor. Paylaşıyoruz Biz’den Seda Edis, paylaşım ekonomisinin içindeki her bireyin aynı ekonomik döngüye hizmet eden, maddi ve manevi açıdan eşit insanlar olduğunu söylüyor. Bu bağlamda paylaşım ekonomisinin yardım amaçlı anlaşılmasına itiraz edip vurguluyorlar: “Bizler en çok da bu algıyla savaşıyoruz. Burada asgari ücretli birinin paltosu çok zengin birine gidebiliyor. Bizler kullanılmayana değer katıyoruz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir