RUANDA SOYKIRIMI

Ruanda katliamının perde arkası

Bu bilgileri sizinle niye paylaştım açıklayayım.İlk defa 2006 yılında Hotel Ruanda filmini seyrettiğim zaman ilgimi çekti ve bu konuda o zamanlar çok araştırma yapmıştım.Daha sonra bir film daha seyrettim bu soykırım ile ilgili .Aşağıda filmlerin adlarını belirttim. Bu konu beni niye etkiledi.Aynı renge aynı fizyolojik görüntüye sahip olan milleti ikiye bölüp birbirine düşüren Belçika ve Fransa istediklerine ulaştılar.100 gün içinde 1 milyon insan birbirini öldürdü.Hiç çaba sarfetmediler sadece birbirine düşürdüler geriye çekilip seyrettiler.Filmin bir sahnesi en vurucu şeyi söylüyor.Gazeteci lobide sohbet eden iki kıza soruyor.Sen nesin Hutu sen nesin Tutsi.Ama siz aynısınız.Birbirinize çok benziyorsunuz diyordu. Bizim toplumumuzda da Türk Kürt ayrımı yapanlara bu soykırım örnek teşgil etmesi gerekir.Biz aynu Coğrafyada yaşayan insanlarız.Aynı dine mensubuz.Bizim birbirimizden hiçbir farkımız yok. Birbirimizin en iyi dostu olmalıyız.Öğrencilerime de derste bu soykırımı anlatmıştım.Bugünde Emniyetten geldiler ve bu olayı anlatınca bende değinmek istedim.

 

Yıllardır okuduklarımdan aklıda kalan Aşil tendonunu ilk defa duydum.Öldürmekten yorulup aşil tendonunu kesip öldürmeyip süründürdükleridir.Ayrıca Kanada ‘ya dönen BM askeri yıllarca kasap yanından geçememiş.Çünkü ekvator ülkesi olduğu için o sıcakta insanların kokusunu unutamamış.Nehirler ve göller kan rengini almış.Bunlar çok acı şeyler.

Bosna deyincede Mavi Kelebek aklıma geliyor.Toplu Mezarlar ve srebrenitsa katliamı aklıma geliyor.Onun da videosunu izlemenizi tavsiye ederim.Gerçekleri görmek adına.
Ayrıca o yıllarda Bosna Katliamıda yaşandı.O yıllarda Bosna kanayan yaramızdı.Avrupanın göbeğinde aynı katliam Müslümanlara yapıldı. BM hiçbir şey yapmadı.Müslüman din kardeşlerimiz için çok üzülmüştüm.O yılllarda daha tam bilgimiz yoktu neler yaşandığı ile ilgili.Yıllar geçtikçe belgeseller ve kitaplar sayesinde öğrendim.Sonra bu Ruanda yıda öğrenince bu kadar yakın geçmişte nasıl kimse ses çıkarmaz diyordum ki şu anda da Suriye de aynı savaş yine var.Hala anlamış değilim kim kime karşı savaşıyor.Dimimiz bize neyi emrediyor.Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir diyor.Bunun olmaması gerekirken sayısını bilmediğimiz insanlar ölüyor. Bu yüzden Ruanda ve Bosna beni çok etkiler.Hatta Nazi soykırımı hakkında da çok araştırma yaptım.Ben olaya insanı boyuttan bakıyorum.Kimse ölümü hak etmiyor .HEM DE KİMSE. Günün birinde Nazi Kampına gidersem Blogumda orayıda anlatırım.Şimdilik bu kadar.

BEN İNSANLARI ÇOK SEVİYORUM.ONLARA DEĞER VERİYORUM.

HER NE KADAR ÇOK KIRILMIŞ OLSAMDA KİMSEYİ KIRMAMAYA ÇALIŞIYORUM.

HER İNSAN DEĞERLİDİR.

Orta Afrika’da küçük bir ülke olan Ruanda, 1994 yılında dünya tarihinin en acımasız soykırım vakalarından birine tanıklık etti. Ülkede yaşayan iki kabile (Hutular ve Tutsiler) arasında çıkan ve Avrupa ülkeleri ile A.B.D tarafından da dolaylı olarak desteklenen bu iç savaşta yaklaşık 1 milyon Tutsi ve ılımlı Hutu can verdi.Bu katliamın fitilini ateşleyen olayın bugün yıldönümü yaşanıyor. Bundan tam 16 yıl önce, yani 6 Nisan 1994’te Ruanda Devlet Başkanı ve Hutu milliyetçisi Juvenal Habyarimana’yı taşıyan uçak düşürüldü. Bu suikast, kanlı çatışmanın kıvılcımını çakmak için yeterli oldu.

Ruanda Katliamı’nın ve yaşanan acı dolu günlerin perde arkasını bu yazıda okuyacaksınız.

Katliam öncesi RuandaI. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanlar’ın sömürüsünden çıkıp Belçika sömürgesi haline gelen Ruanda’da kontrolün elde tutulması için yönetici ve yöneten unsuruların birbirinden ayrılması prensibi uygulanmaya başlandı. Ülkede yaşayanların %90’ı Hutu, %9’u Tutsi, %1’i ise Pigme’ydi (Twa). Belçika hükümeti, Tutsi ve Hutuların ortak olan dil-gelenek-etik geçmişlerini ve kültürlerini yok sayarak yapay bir ırksal ayrımcılığı körükledi. Azınlık olan Tutsiler, çok daha iyi yaşam şartlarına ve işlere kavuştu. Hatta daha sonra Hutular eğitimsel ve sosyal olanaklardan tamamen mahrum bırakıldılar.

1950’lere kadar Tutsiler Hutulardan üstün tutma siyaseti güden Belçika, bu tarihten sonra II. Dünya Savaşı’nın ardından özgürlükçü akımların güç kazanması üzerine Hutuların üzerindeki baskıyı hafifletti, hatta sayıca üstünlüklerinden dolayı onları desteklemeye yöneldi.

Bu videoda bütün olaylar anlatılıyor.

Nasıl başladı?II. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle, bağımsızlığa hazırlamak amacıyla Ruanda yönetimi Birleşmiş Milletlere verildi. Beklenen şekilde yapılan seçimlerde Hutu milliyetçisi PARMEHUTU Hareketi (Hutu Özgürlük Hareketi) iktidara geldi. İktidara geldikleri andan itibaren, Belçikalıların desteğiyle, eski yönetimin uzantısı sayılan Tutsilere karşı hemen her bölgede çeşitli faaliyetlerde bulundular. Bu faaliyetlerin sonucunda 20 bin ila 100 bin arasında Tutsi öldürüldü, 160 bin kadarı da komşu ülkelere, Tanzanya ve Uganda’ya sığındı

Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand ile Ruanda lideri Juvénal Habyarimana, Ruanda’nın başkenti Kigali’de halkı selamlıyor.

François Mitterrand, savaş sona erdikten yıllar sonra, “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil” şeklinde açıklamada bulundu

Örgütün soykırıma hazırlık aşamasında Çin’e yüzbinlerce satır sipariş edildi ve bunların yakında başlayacak “böcek” avında kullanılmaları salık verildi.

6 Nisan 1994’te tarihin gördüğü en kanlı katliamlardan birisi radyoda yapılan anonslarla başladı. O gün, bir Hutu olan Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağı düşürüldü. Ülkede yaşanan kaostan faydalanan Interahamwe üyeleri ellerindeki listelere bakarak, eğitimli Tutsi ve ılımlı Hutular başta olmak üzere kıyıma başladılar.

Parası olan Tutsiler kurşun parası vererek, acısız ölümü satın alıyorlardı, olmayanlar ise en acımasız şekilde öldürülüyordu. Öldürmekten yorulan Hutular, Tutsilerin kaçmasını önlemek maksadıyla aşil tendonlarını kesiyor, dinlendikten sonra katliamlarına devam ediyorlardı. Kilisede rahipler, hastanede doktorlar, ellerindeki Tutsileri cellatlarına teslim ediyorlardı.

Sonuç olarak 1994’ün Nisanından Temmuzuna kadar geçen 100 gün içinde tam 1 milyon Tutsi ve ılımlı Hutu, tüm dünyanın gözleri önünde, katledildi ve 2 milyon Hutu, Tutsilerin ve Ruanda Yurtseverler Birliği askerlerinin öç almasından çekindiği için komşu ülkelere mülteci olarak sığındı.
Neden oldu?Soykırımın nedeni olarak, Avrupa kaynaklı ırk temeline dayalı teoriler de öne sürülmektedir. Avrupa’da o dönemde, ırk üzerine düşünce üreten bazı çevrelerce, Ruanda bölgesinde yaşayan insanların, ari ırk ile aşağı ırk olarak kabul edilen zenciler arasında bir tür geçiş ırkı olduğu iddia edilmiştir. Bu yüzden Hutuların, Tutsileri gerçek Ruandalı olarak değil, kendilerini sürekli aşağılayan ve sömüren Avrupalıların ülkelerindeki işgalci akrabaları olarak değerlendirdikleri iddia edilmiştir.

1994’ün bu acı tablosu hakkında daha iyi bir fikir elde etmek için seyredebileceğiniz başarılı sinema yapıtları da bulunuyor.

Otel Ruanda (Hotel Rwanda – 2004)

Hutu ve Tutsi etnik grupları arasında çıkan şiddet olayları ve katliamı konu alan filmin senaryosu Ruanda Katliamı’ndaki gerçek olaylara dayanıyor. Filmde Ruanda Katliamı, başkent Kigali’deki Hôtel des Mille Collines’in müdür yardımcısı olan Paul Rusesabagina’nın katliam sırasında birçok insanın hayatını kurtarması üzerinden işleniyor.

Shooting Dogs (2005)BBC muhabiri David Belton’ın gözlemlerine ve araştırmalarına dayanan filmde başkent Kigali’deki Ecole Technique Officiel mekân olarak kullanıldı. Bu okulda görevli idealist genç öğretmen Joe ve Katolik rahip Christopher, iç savaş halindeki bu halk için ne yapabileceklerini sorgularlar. Dışarıda onları öldürmek için bekleyen Hutulara karşı korkunç bir süreç işlemeye başlar.

Sometimes in April (2005)Yapım, televizyon filmi olarak çekildi. Emmy ödüllerine aday gösterildi