GENÇLERİN EĞİTİM ANLAYIŞI

EĞİTİM ÜZERİNE

552ce888066d2ebc5e60efcd

Şimdi böyle bir yazı niye yazdığımı belirterek başlayayım. Biz öğretmenler sebep sonuç ilişkisini severiz ya malumunuz o yüzden dedim. Deneme sınavında görevli iken gezindiğimde gördüğüm manzara karşısında çok üzüldüm. Nedeni 5 kere aynı konuyu anlatmama rağmen bazı öğrencilerin soruların bir kaçında yanlışlık yapmaları. Nasıl hissettiğimi bilemezsiniz. Ben bir emek harcıyorum ama maalesef öğrenciler o emeğin kıymetini bilemeyip yanlış yapıyorlar. Bir çiftçi bir sene boyunca ekip biçer sular emek harcar. Hasat zamanı mahsulü toplayacağı zaman bir sel olur bir afet olur ve o mahsulden bir tane bile geriye bir şey kalmaz bizim ki de o hesap oluyor. Ben çok üzülüyorum. Yeni nesilde bilinç oluşamamış. Biz çalışmazsak ne olur sonumuz ne olur demiyor. Bilinçli olan nesil zaten iyi liselerde son hız çalışmasını sürdürüyor zaten. Durumu olan özel okula gönderiyor o başka bir mevzu. Özel okula gönderebilecekler göndersin tabi ki ama oraya göndermekle o okulun sosyal yapısına da ayak uydurmak gerekiyor. Arkadaşımın eşi özel okulda öğretmen. Okula çocuğunu bedava gönderebiliyordu. 2 yıl okuttu. Ancak 3. sene devlete verdi. Neden diye sordum çünkü yıllığı 30 binin üzerinde olan bir okula bedava gönderebiliyorken bu bir şansken neden göndermez ki diye düşündüm. Çocuğu anne bizim villamız olmayacak mı bizim şöyle arabamız olmayacak mı demeye başlayınca mecburen aldı. Yani göndermekle iş bitmiyor yeni başlıyor. O şartları ömür boyunca sağlayabilecekler tabiki göndersin. Benim öğrencilerime hep söylediğim bedava ders veren varken dinlemiyorsunuz para verince kıymetli oluyor sizin için. Zaman akıp geçiyor. Kaç tane öğrencimi 9 dan alıp mezun ettim. Onların iyiliği için onları hayatta neler beklediğini anlatmaya çalıştım. Tabiki o zaman hayatla baş başa kalmadıkları için bunu çok iyi anlayamadılar. Mezun olunca ne söylemek istediğimi çok iyi anladılar. İlla ki ders almak için toslamak mı lazım? Toslamadan ders almak lazım ki canımız acımasın.

Ben bira kendi yaşadıklarımdan bahsetmek istiyorum. Nedeni hayatta bir yerlere gelebilmek için ne türlü zorluklardan geçtiğimi belirtmek için. 14 yaşında yatılı okulda okumaya gittim. İzmir gibi bir yere. Kütahya gibi küçük şehirden İzmir gibi büyük bir şehire. Hayatta çarşıya yalnız gitmemiş ben 14 yaşında İzmir’deydim. Hayatımın en zor ama en güzel yıllarını geçirdim. Dönüm noktası diyebileceğim bir karar aldım. Meslek garantim olmasına karşın ben öğretmenlik yazacaktım. Çünkü Maliyecilik benim ruhuma tersti. İkinci tercihim olan Balıkesir NEF Coğrafya Öğretmenliğini kazandım. 17 yaşında Maliyede işe başladım tüm Maliye Meslekli arkadaşlarım gibi. Sabah işe akşam okula gittim. Öğretmenlerimden de Allah razı olsun. Birinci öğretimken ikinci öğretim derslerine girmeme izin verdikleri için. Akşam 10 da evde oluyordum sabah 7 de evden çıkıyordum. Deslerimi bu zaman dilimlerinde çalışıyor olmama rağmen aksatmadım ve çok çalıştım. Hiç alttan ders almadım. 5 yıl Maliyecilik hayatım var. Öğretmenlikten daha çok para alıyordum. Üniversite okumama bile gerek yoktu. Peki ama ben niye okumuştum. Çünkü idealimdeki meslek ve mutlu olacağım meslek ÖĞRETMENLİKTİ. Yani ben meslek sahibi iken başka bir meslek dalını seçmiştim. Ben şanslıydım aslında. Yeni nesil ise gelecekleri hakkında bir planları bile yok.

Bunları niye yazdım. Belki kafalarında bir şimşek çakarda gelecekleri için daha fazla çalışırlar diye.

Gelelim yukarıdaki resim nerden çıktı diye. Dün bu resmi gördüm ve paylaşılan yazıları okudum. Bunun üzerine bende bir şeyler eklemek istedim. Ali kardeşimi yürekten kutluyorum. Cevap olarak çok güzel şeyler yazmış. Yukarıda dikkat çekmek istediğim okuyup bir yerlere gelmeleri için öğrencilerime çok çalışmalarını önermem. Burda da okuyup okuyup da insan olamamış kişilere lafım. İnsanları dış görünüşüne göre sınıflandıran kişilere. Bir insanla karşılaştığı zaman baştan aşağı süzen kişilere. Sonradan görüp de görgüsüzlük yapan kişilere lafım. Bunun üniversite okumakla dıktora yapmakla hiiiç alakası yok. Kendini yetiştirememekle alakası var. İster 500 milyarlık evde otur ister en pahalı ayakkabıyı giy en pahalı çantayı tak ister en pahalı telefonu kullan bu senin çok paran olduğunu gösterir. Senin çok iyi bir insan olduğunu ispatlamaz. Çok pahalı almak o ürünün çok kaliteli olduğunu da göstermez. O senin ona o kadar para verdiğini gösterir kalitesi parayla ölçülemez.

Yukarıdaki resim ne büyük densizlik yapıldığını gösteriyor. Yorumlarda okursunuz neler yazıldığını.

Kendisinin verdiği cevabı da yazdım aşağıya.

”Arkadaşlar fotoğraftaki kişi benim ve hiç utanmıyorum karşımda oturan kızın namusuna bakmadığım için… Evet ben cebi çok zengin bir insan değilim hatta ilkokul 6. sınıf terkim, annem babam ayrı toplumun huzurunu kaçıran soytarı olamadım utanıyorum… Çalmıyorum çalışarak para kazanıyor param yettiğince kitap almaya kütüphaneye gitmeye çalışıyorum çok utanç duyuyorum böyle bir insan olduğum için… Elbisem kirli terliğim bindiğim metroya uygun değil işte zihnimi kirletemiyorum utanıyorum… Ama her ne olursa olsun bana kitaplar böyle olmayı öğretti insan olmayı hayvanlaşıp çevremi kirletmiyorum üzgünüm utanıyorum…”Ali Uçar

Bu arada bunu yazarken televizyonda Ali’nin cuma günü Beyaz showa çıkacağını gördüm. İzleyip onu daha iyi tanıyabileceğiz.

İnsanların hayatta neler yaşadığını hangi zorluklara göğüs gerdiğini siz bilmeden yorum yapmayın. Siz Dünyaya doğuştan şanslı gelmiş olabilirsiniz ama o kişi öyle olmayabilir. Bu size onu eleştirmek yargılamak aşağılamak hakkını vermez. Kimse birbirinin dış görünüşü ile dalga geçmemeli.

“Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezmişiz. Beni kim neyle kınadıysa başlarına geldiğini görmek nasip oldu. Daha da göreceklerim vardır. Ben de büyük konuştuğum şeyleri yaşadım. Bunu çok iyi tecrübe ettim yani.

Son günlerde yaşadığım üzüntü sonucu(Buğra’nın üzüntüsü) insanın hayata bakış açısı değişiyor. Artık bazı durumlara sabrım kalmadı. Yukarıda saydığım durumlar gibi. Dünyada boş işlerle o kadar çok üzüyoruz ki kendimizi bunu anlamış oluyoruz yaşadığımız acılarla. Artık içimde kalacağına dışımda kalsın diyorum ve bunları yazıyorum. Yukarıda yazdıklarım çoğunun zaten benden işittikleri sözlerdir. Bunları yazıya döküp kalıcı hale getirmek istedim. Sizin de eklemek istediğiniz şeyler varsa yorumlarınız bekliyorum.Daha sonra devam edeceğim.